Yüksel Arslan Retrospektifi






Geçtiğimiz hafta internetteki sansüre karşı gelişen “Netdaş” toplantısına katılmak üzere Bilgi Üniversitesi santralistanbul’a gittik. Toplantı çok verimli ve bilgilendiriciydi.
Toplantı sonrasında ise kapanışına bir saat kalmış olmasına rağmen dayımın “mutlaka” görmemi söylediği Yüksel Arslan Retrospektifi’ne gittik Müge hanım, İlhan ve ben. Elbet bir saat gibi kısa bir sürede 500′ün üzerinde eseri incelemek imkansızdı. Levent Yılmaz’ın küratörlüğünde hazırlanan ve 2010 yılının Mart ayına kadar açık olan sergiye bir daha mutlaka gideceğiz. Sizlere de şiddetle bu sergiyi gezmenizi tavsiye ederim. Üstüne çok konuşulacak önemli bir sanatçı ve eserler.
Sergide Yüksel Arslan’nın kendi terminolojisiyle Arture’lerini göreceksiniz. Temellerini çocukluğunda attığı yoğun ve zihni zorlayan cinsellik, böcekler, hayvanlar, hayatı boyunca okudukları, yazarlar, şairler, filozoflar, ressamlar ve onun üstündeki etkileri, Freud, Marx, Nietzsche ve diğerleri, kapitalist düzen ilişkileri içinde birey, ülkeler, politikacılar, politikalar, şizofreni ve bütün bunlar üzerine tuttuğu notlar resrospektif serginin genel ağını oluşturuyor. Yüksel Arslan’ın arturelerindeki betimlemeleri onun 1969′dan sonra Türkiye’ye gelememesine neden olmuş. Neden diye soracak olursanız, nedenini anlamak için sergiyi gidip gezmeniz lazım diye cevap verebilirim
…


Not: En üst bölümdeki fotoğraflar için Müge Çerman’a teşekkür ederim.


İpek Hanım merhaba,
ben deniz ilbaylı’nın eşi serap..Sizinle konustugumuzdan beri bloglarınızı fırsat buldukça okuyorum,bayıldım..çok keyifli hepsi..Bu arada bu sergiyi ben de sizin gibi alelacele gezdim,yeniden bu sefer rehberli gezmeyi planlıyorum.Ayrıca ruh halim gayet yüksek bir seviyedeyken gideceğim sanırım,cunku kısa gezim sırasında bile sergi beni sanki bir yeraltı edebiyatı okuyormuscasına karanlık bir ruh haline sokmustu:)Özellikle akıl hastalıkları ile ilgili artüre’ler çok çarpıcı geldi bana…Tabi sanatcının zekasına ,yıllar içindeki gelişimine,ele aldıgı konulara yaklasımına ve yaratıcılıgına hayran olmamak elde değil.Bu anlamda serginin de cok basarılı kurgulandıgını düşünüyorum ben..
Ayrıca sizinle bloglar uzerine yaptıgımız sohbetten sonra blog dunyasına giriş yapmaya karar verdiğimi,bu konuda beni motive ettiğinizi de size söylemek istiyorum.O aksam size bahsetmeye değer bulmadım ama daha önceden actıgım ve bir iki yazı sonrasında terkedilmilş halde bıraktıgım bir blogum var,ona devam etme kararı aldım:)İlk yazımda da neden tekrar yazmaya basladıgımı anlatmak istiyorum.İzniniz olursa sizden de bahsedeceğim,cunku bana bu konuda bir dokunus yaptınız:)
sevgilerimle…
Serap hanım, merhaba. Son günlerde Kaynağım İnsan’a ağırlık verdiğim için Aya Merdiven Kurduk’u bir parça ihmal ettim. Ama 2010 hedeflerimde haftada en az bir yazı yazmak var.
Sergi gerçekten sarsıcıydı değil mi? İnsan şaşırıyor. Sergiyi gezen arkadaşlarımla yaptığım tartışmalarda onlar bana Yüksel Arslan’nın kesinlikle bazı uyaran/uyuştucular kullandığını düşündüklerini söylediler. Bense bu sava mesafeli duruyorum. Her çizgi dışı üretime girene üretiminden öte damgalar vurulmaya çalışılıyor. Kullanmışsa kullanmış, bu onun bileceği bir şey …
Sizin blog yazma girişiminizi ise sonuna kadar destekliyorum. Lütfen blog isminden haberim olsun. Takip edebileyim.
Siz neden FF’e üye olmuyorsunuz?
İpek Hanım,
Sanatçıyla ilgili düşüncelerinize katılıyorum.Ben de hayatımda “zan”da bulunmamaya çalışan bir insanım.O yüzden sanatçının uyuşturucu kullanıp kullanmadığı konusu benim için de kesinlikle yoruma kapalı…
Bu arada bloguma birşeyler yazmaya başladım bile..adresi:www.akistaolmak.blogspot.com
Sizinle sohbet cok keyifli,sevgiyle kalın…
Leave your response!
Müzeler & Galeriler »
Yüksel Arslan Retrospektifi
Geçtiğimiz hafta internetteki sansüre karşı gelişen “Netdaş” toplantısına katılmak üzere Bilgi Üniversitesi santralistanbul’a gittik. Toplantı çok verimli ve bilgilendiriciydi.
Toplantı sonrasında ise kapanışına bir saat kalmış olmasına rağmen dayımın “mutlaka” görmemi söylediği Yüksel Arslan Retrospektifi’ne gittik …
Öğr-envanter »
Sanat Tarihi »
Türkiye ve Dünya »
BYZANTIUM 1200
İstanbul’un fethinden sonra 1480′lere ait bir İstanbul haritası
Sizinle Allan Sorrell ve Albrecht Berger’in Byzantium 1200 projesini paylaşmak istiyorum bu yazımda. Bu proje Osmanlı İstanbul’u almadan önce 13. yüzyıldaki Bizans kalıntılarının üç boyutlu bilgisayar çizimlerinden oluşuyor …
Z.E.K.A. »
Öyle Bir Hayat Yaşadım ki
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayati en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen …
Son Yorumlar
İletişim
Takiptekiler
Ana & Alt Kategoriler
Arşiv
Bağlantılar
Meta
Etiket Bulutu
İş İlanı İNSAN KAYNAKLARI İstanbul Amsterdam ataman aral Avrupa Ayşe Musal Barselona Camille Caudel CHP Classical Music eda dede El Greco emel aral Enis batur Fahrelnissa Zeid Fikret Mualla Floransa Fovlar GelişTrend Gulbenkian ipek aral ipek aral kişioğlu Juan Miro kariyer yönetimi Leman Batur Lizbon Mülakat Madrid Matisse Mozart Muhsin Batur Nietzsche Paul Weller Performans Değerlendirme Picasso Ramon Casas Rembrandt Van Rijn Rodin Salvador Dali Sanat Tarihi Tiyatro Van Gogh Yaprak Kişioğlu YetkinliklerRastgele Gönderiler
En Son Video Gönderisi